Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ÖĞRENME NASIL OLMAKTADIR ?
10-23-2009, 10:56 PM
Mesaj: #1
ÖĞRENME NASIL OLMAKTADIR ?
Son yıllarda,öğrenmenin oluşumu bilgisayarların çalışmasına benzetilmektedir. Bilgisayarlar, birçok bakımdan insan beynine benzemekle birlikte , henüz insan beyninin sahip olduğu yetenekleri gösterebilecek bir bilgisayar üretilememiştir ve asla üretilemez görünmektedir.

Dünya bilgiyle doludur ve biz de her an çevremizden gelen görüntü , ses, tat, koku vb. uyarıcı bombardımanına tutulmaktayız. Acaba bu uyarıcı bombardımanı karşısında ne yapmaktayız ?

ÖĞRETİM:İçsel bir süreç ve ürün olan öğrenmeyi destekleyen ve sağlayan dışsal olayların planlanması, uygulanması, ve değerlendirilmesi sürecidir. Eğitimin gerçekleşebilmesi için öğretimin, belli hedeflere dönük öğrenmeleri oluşturmak üzere planlaması, uygulaması ve değerlendirmesi gerekir.

ETKİLİ ÖĞRETİM:

Öğrenme olayının doğasını ve değişik gelişim aşamalarındaki öğrencilerin nasıl öğrendiklerini anlamayı gerektirir.

"Öğretim ya da öğretmenlik öğrenciye bilgi aktarma değildir".

ÖĞRETME: Öğrencinin öğrenmesine rehberlik faaliyetidir.

Öğretmen: Okulda istendik öğrenmelerin oluşmasına rehberlik eden kişidir.

İçsel bir süreç olan öğrenmenin dışsal etkinliklerle desteklenmesi gerekir. Bu dışsal etkinliklerin düzenleniş biçimi değişik öğretme model ve stratejilerinde farklılık göstermektedir. Ancak hepsinde ortak nokta; Öğrenme,öğrencinin öğretme ortamına aktif olarak katılımıyla gerçekleşmektedir.

AKTİF ÖĞRENME

Öğrenme, öğrencilerin fikri katılımını ve uygulamasını gerektirir.

Öğrenmeyi aktif yapan nedir?

Öğrenme etkin olduğunda, işin çoğunu öğrenciler yapar. Beyinlerini kullanırlar, fikirleri düşünürler, problemleri çözerler ve ne öğrendilerse uygularlar.

Aktif öğrenme hızlıdır, eğlencelidir, destekleyicidir.

Öğrenci sıklıkla sırasından uzakta, hareketli ve yüksek sesle düşünür.

Öğrenme neden Aktif olmalıdır?

Bir şeyi iyi öğrenmek için, onu duymak, görmek, onunla ilgili sorular sormak, başkaları ile görüş alış verişinde bulunmak, yapmak gerekir.

Biliyoruz ki, öğrenciler en iyi, yaparak öğrenirler.

O halde sınıfınızı canlandırarak, Öğrencilerinizi neşelendirerek ve ferahlatarak Öğrenmeyi aktif duruma getirmeniz gerekmektedir.

Bu amaçla ilk olarak öğrenmenin nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması gerekir

NASIL ÖĞRENİYORUZ?

Yaklaşık 2400 yıl önce Konfiçyus’un ;

Ne duyduysam, unuttum.

Ne görürsem, hatırlarım.

Ne yaparsam, anlarım.

Bu söylemi aktif öğrenmeye uyarlayacak olursak;

Ne duyduysam unuttum.

Ne duyar ve görürsem,biraz hatırlarım.

Ne duyar, görür ve onunla ilgili soru sorar veya birisi ile tartışırsam, anlamaya başlarım.

Ne duyar, görür, tartışır ve yaparsam, bilgi ve beceri kazanırım.

Başkasına ne öğretirsem, iyice öğrenirim.

Anlattığınız dersin unutulmasının en önemli nedeni,

Öğretmenin konuşma hızı ile öğrencilerin dinleme hızı arasındaki farklılıktır. Çoğu öğretmen dk‘da yaklaşık 100-200 kelime kullanarak konuşmaktadır

Öğrenciler, bütün dikkatleri ile dk.’da 50 veya 100 kelime dinleyebilmektedir. Öğrenciler dinlerken daha çok düşünmektedirler.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki,

Öğrenciler ilk on dk’da dikkatlerini %70 oranında toplayabildikleri halde bu oran son on dk’da %20’ye düşmektedir.

Sonuç olarak;

Anlatılan konu ne kadar ilgi çekici olursa olsun,

Öğrenciler ne kadar dikkatli dinlerlerse dinlesinler ve

Öğretmen bilgiyi ne kadar sıralı ve yavaş anlatırsa anlatsın

Dinleyerek öğrenme sınırlı kalmaktadır.

Aktif Öğrenmenin gerçekleşemediği anlatım yönteminin sürekli olarak kullanılmasının ortaya çıkardığı sorunlar.

Öğrencilerin dikkati her geçen dakika azalmaktadır.

Sadece dinleyerek öğrenen öğrencilere hitap etmektedir.

Ezbere öğrenmeyi desteklemektedir.

Bütün öğrencilerin aynı bilgiye ihtiyaç duyduğu ve hepsinin aynı hızda öğrendiği varsayımına dayanmaktadır.

Öğrencilerin hoşuna gitmemektedir.

Anlatıma görsel unsurların eklenmesi, akılda kalıcılığı %14’ten %38’e yükseltmektedir.

Resim kullanılarak yapılan anlatım sadece kelimeler kullanılarak yapılan anlatımdan üç kat daha fazla etkilidir.

Hem görsel,hem işitsel unsurlar birlikte kullanılırsa daha çok öğrencinin öğrenmesine yardımcı olunacaktır.

GENELLİKLE UYARICI BOMBARDIMANI KARŞISINDA YAPILAN İŞLEMLER

-Göze, kulağa ve diğer duyu organlarına gelen fiziksel uyarıcılar seçilerek sinirsel mesajlara dönüştürülmekte,

-Daha sonra bu mesajlar, depolanabilme ve hatırlanabilmeleri için sinir sisteminde başka değişimlere uğramakta,

-Bilgiyi hatırlamak için ise;depolanan mesajlar kasların hareketlerini kontrol edebilecek bir başka mesaj türüne dönüştürülmektedir.

Öğrenme ya da bilgiyi işleme süreci doğrudan gözlenemediğinden, bu süreci somutlaştırmak ve daha kolay anlamamızı sağlamak üzere bir model geliştirilmiştir.

(Ör: Bilgiyi İşleme Modeli)

Verilen bilgiyi işleme modelinde görülen yapılar ve öğrenmeyi sağlayan süreçler aşağıda maddeler gösterilmiştir:

Çevredeki uyarıcıların alıcılar(duyu organları)yolu ile alınması,

Duyusal kayıt yoluyla bilginin kaydedilmesi (Duyusal kayıt ),

Dikkat ve seçici algı süreçleri harekete geçirilerek duyusal kayıta gelen bilginin seçilmesi ve kısa süreli belleğe aktarılması,

Bilginin bir müddet kısa süreli bellekte kalabilmesi için zihinsel tekrarın yapılması(K. S. Bellek/ İşleyen bellek),

Bilginin uzun süreli bellekte depolanabilmesi için kısa süreli bellekte anlamlı kodlamanın yapılması,

Kodlanan bilginin uzun süreli bellekte depolanması,

Bilginin uzun süreli bellekten işleyen (Kısa süreli bellek)belleğe geri getirilmesi,

Bilginin işleyen bellekten yani kısa süreli bellekten tepki üreticiye gönderilmesi,

Tepki üreticinin bilgiyi vericilere (kaslara) göndermesi,

Öğrencinin performansını göstermesi,

Yürütücü kontrol sistemi tarafından tüm bu süreçlerin kontrol edilmesi,düzenlenmesi,

BİLGİYİ İŞLEME MODELİ

ÖĞRENMENİN OLUŞUMU :

Duyusal kayıt:

Çevreden gelen uyarıcılar öğrencilerin duyu organlarını etkiler ve duyusal kayıt yoluyla sinir sistemine girer, bilginin duyusal kayıtta kalış süresi çok kısadır (yarım saniyeden daha az), duyusal kayıt kendisinden sonraki öğrenme süreçleri için kritik bir öneme sahiptir, buraya gelen bilgiler anında işlenmezse çok hızlı bir şekilde kayıp olur, buraya gelen sınırsız uyarıcılardan sadece dikkat edilen, öğrencinin beklentilerine ve amaçlarına uygun olan az sayıdaki uyarıcı seçilerek kısa süreli beleğe gönderilir, diğerleri duyusal kayıttan yok olur, duyusal kayıttan kısa süreli belleğe bilgilerin geçişinde DİKKAT ve SEÇİCİ ALGI süreçleri süzgeç görevi yapar.

Bu nedenle aralıksız ve monoton bir biçimde üst üste verilen bilgiler, bireyin dikkat ve algı alanına girmediğinden duyusal kayıttan kısa süreli belleğe aktarılmadan kaybolmaktadır. ( Öğretmen tahtaya çizdiği bir şemayı öğrencilerin defterlerine çizmelerini söyleyip onlar çizerken öğretmen şemayı açıklamaya devam ederse öğretmenin açıklamaları duyusal kayıttan geçmez)

Kısa süreli bellek(İşleyen Bellek):

Dikkat edilen ve algılanan bilgi duyusal kayıttan kısa süreli belleğe geçirilir, bu belleğin birinci işlevi sınırlı bilgiyi kısa sürede olsa depolar, ikinci işlevi ise bu bilginin uzun süreli bellekte depolanmasını sağlamak ve bilgiyi uzun süreli bellekte geri getirerek hatırlamak için zihinsel işlemleri yapmaktır .

Bu nedenle bu belleğe İŞLEYEN bellek olarak da adlandırılmaktadır. Bu belleğin alan bakımından kapasitesi çok sınırlıdır.

3 yaşındaki bir çocuğun:üç, 7 yaşındaki bir çocuğun : beş, 10 yaşındaki ve yetişkinlerde ise bu kapasite :beş-dokuz birim arasında değişmektedir .

Bu bellekteki bilgilerin tekrar edilmediği yada kodlanarak uzun süreli belleğe gönderilmediği takdirde en fazla 20 saniye kadar saklanabilmekte daha sonra yok olmaktadır.

Kısa süreli belleğin gerek alan bakımından gerekse süre bakımından sınırlı olması nedeniyle öğretmenin öğrenmeyi sağlayabilmesi için sınıfta bazı önlemler alması gerekmektedir;

-Sadece sözlü sunuya dayalı derslerde öğrencinin öğrenmesi büyük ölçüde engellenmektedir,

Bir birimlik bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması 10 saniye almaktadır. Normal bir konuşma hızıyla anlatımda ise bir dakikada 150 sözcük söylenmektedir.

Bu sözcüklerden her beş sözcükte bir fikir üretilebilmektedir. Öğrenci bu fikir bombardımanı karşısında ancak çok önemli olan 15 'i ile yüz yüze gelse bile dakikada ancak bunların altısını işleyerek uzun süreli belleğe gönderebilecek kapasiteye sahiptir.

Kısa süreli belleğin sınırlı olmasından dolayı art arda gelen fikirleri anlamlandırıp uzun süreli belleğe göndermeden unutmaktadır.

-Yukarıdaki nedenlerden dolayı ,öğretmenlerin açıklamalarını sürekli ve hızlı yapmak yerine,öğrencilerin kısa süreli belleklerinde işlem yapmalarına olanak verecek biçimde yavaş, daha çok ana tekrarlara ve özetlemelere yer vererek yapılmalıdır.

Sunular çok kısa, öğretmen-öğrenci, öğrenci-öğrenci etkileşimi daha çok olmalıdır. Konunun anlaşılıp anlaşılmadığının kontrol edici sorular sorulmalıdır.

Yerinde ve etkili bir biçimde kullanılacak öğretim araç ve materyalleri kısa süreli belleğin aşırı yüklenmesini nleyecektir.

-Öğretmen,derste çok şey anlatıp öğrencinin çok az öğrenmesine neden olmak yerine, çok önemli şeyleri seçip öğrencilerin tam olarak öğrenmelerini sağlamalıdır.

-Alınacak başka bir önlemde birey yada öğrenciye otomatiklik kazandırmaktır. Otomatiklik kazanıldığı zaman bilgi yada işlemler kısa süreli bellekte çok az zihinsel çabayla sürdürülür, otomatik işlem sürdürülürken kısa süreli bellek de başka bir işle meşgul olabilir.

Uzun süreli bellek :

Kısa süreli bellekte tekrar edilerek yada anlamlandırılarak(kodlanarak)gönderilen bilgileri sürekli olarak sakladığımız depo, uzun süreli bellektir. Bu belleğin kapasitesi sınırsızdır.

Tıklamak Hiç Bu Kadar Medyatik Olmadı..

http://www.gazetepostasi.com
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Mesaj önizleme 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  ÖĞRENME KURAMLARI admin 0 34 10-23-2009 10:53 PM
Son Mesaj: admin

Foruma Git:


Bize Ulaşın | Site ismi | En üste Dön | İçeriğe Dön | Arşiv | RSS Beslemesi